İcra takibi başlatıldıktan sonra borçlunun taşınmazını, aracını ya da işyerini yakınlarına devretmesi uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Alacaklı haciz için gittiğinde mal borçlunun üzerinde değildir, tapu kaydında başka bir isim yazar. Bu tür işlemlere karşı İcra ve İflas Kanunu (İİK) alacaklıya tasarrufun iptali davası yolunu tanımıştır. Aşağıda davanın şartlarını, iptal sebeplerini, süreleri ve sonuçlarını Yargıtay uygulamasıyla birlikte ele alıyoruz.
Tasarrufun İptali Davası Nedir?
İİK m. 277’ye göre iptal davasından maksat, 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Kanun “butlan” ifadesini kullanmış olsa da dava, işlemi herkese karşı ortadan kaldırmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bu davanın alacaklıya alacağını tahsil imkanı veren, nispi nitelikte ve kanundan doğan bir dava olduğunu, tasarrufa konu malın aynıyla ilgili bulunmadığını belirtmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3259, K. 2025/3089, T. 24.02.2025). Başka bir anlatımla devir, borçlu ile devralan arasında geçerliliğini korur; alacaklı ise o malı, borçluya aitmiş gibi takibe konu edebilir.
Tasarrufun İptali Davasının Şartları
Aciz Belgesi
İİK m. 277 uyarınca davayı, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan her alacaklı açabilir. Kesin aciz belgesi, takipte alacağın tamamının alınamadığını gösterir. Borçlunun adresinde yapılan hacizde haczedilebilir mal bulunamaması halinde düzenlenen tutanak ise İİK m. 105 gereği geçici aciz belgesi hükmündedir.
Aciz belgesi, Yargıtay uygulamasında dava şartı olarak kabul edilir ve hakim tarafından yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Eksiklik yargılama sırasında, hatta temyiz aşamasında dahi giderilebilir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2269, K. 2024/6802, T. 02.07.2024).
Diğer Özel Dava Şartları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, aciz belgesinin yanında şu özel dava şartlarını da aramaktadır: davacının gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkında kesinleşmiş bir icra takibinin olması ve iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2773, K. 2021/987, T. 14.09.2021). Borçtan önce yapılan bir devrin iptali bu dava ile istenemez.
Tasarrufun İptali Davasında İptal Sebepleri
Bağışlama ve Karşılıksız Tasarruflar (İİK m. 278)
Alışılmış hediyeler dışında, aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar iptale tabidir. Bu sebepte borçlunun kötü niyeti aranmaz.
Kanun bazı işlemleri bağışlama saymıştır. Altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dahil kan hısımları, eş (evlilik son bir yıl içinde sona ermiş olsa dahi), üçüncü derece dahil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasındaki tasarruflar, gerçek değerine uygun olarak karşılıklı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama kabul edilir. Aynı şekilde borçlunun verdiği şeyin gerçek değerine göre ivaz olarak pek aşağı bir fiyatı kabul ettiği sözleşmeler ile uygun karşılık sağlandığı ispatlanamayan ömür boyu gelir, intifa hakkı ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri de bu kapsamdadır.
Pek aşağı fiyat kavramı dar yorumlanmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, taşınmazın değeri ile satış bedeli arasında fark bulunmasına rağmen, kanunun aradığı anlamda pek aşağı bir fiyat bulunmadığı gerekçesiyle işlemi bağışlama saymamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1244, K. 2024/5396, T. 29.05.2024).
Bu maddeyle ilgili güncel bir değişikliği de belirtmek gerekir. İİK m. 278, 7571 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 24.12.2025 tarihinde değiştirilmiş, geriye dönük süre bir yıl olarak belirlenmiş ve karine kapsamına ortak konutta yaşayan kişiler eklenmiştir. Önceki metinde süre iki yıldı. Değişikliğin hangi tarihli tasarruflara uygulanacağı geçiş hükümlerine bağlı olduğundan, devri 2025 yılı sonundan önce yapılmış dosyalarda uygulanacak metin ayrıca değerlendirilmelidir.
Acizden Dolayı Butlan (İİK m. 279)
Borcunu ödemeyen borçlunun, haciz veya aciz belgesinden ya da iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yaptığı bazı işlemler de iptale tabidir. Bunlar, önceden teminat verme taahhüdü bulunmadıkça mevcut bir borç için rehin verilmesi, para veya mutat ödeme vasıtaları dışındaki araçlarla yapılan ödemeler, vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler ve kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhlerdir. İşlemden yararlanan kişi, borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse dava dinlenmez.
Zarar Verme Kastından Dolayı İptal (İİK m. 280)
Uygulamada en çok dayanılan sebep budur. Malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılara zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun mali durumunun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir. İşlem tarihinden itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir.
Hukuk Genel Kurulu, bu sebep bakımından aranan unsurları şöyle sıralamıştır: borçlunun işlem sırasında malvarlığının borçlarına yetmemesi, işlemin alacaklılara zarar vermek amacıyla yapılması, üçüncü kişinin borçlunun ekonomik durumunu ve zarar verme kastını bilmesi veya bilebilecek durumda olması ve davanın süresinde açılması. Zarar verme kastının ispat yükü, kanundaki karineler saklı kalmak üzere, davacı alacaklıya aittir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3002, K. 2021/699, T. 08.06.2021).
Kanun iki karine öngörmüştür. İlkine göre üçüncü kişi, borçlunun eşi, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun mali durumunu bildiği kabul edilir ve bunun aksini ancak bilmediğini ispatlayarak gösterebilir. İkincisi ticari işletmenin ya da işyerindeki ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını devralan kişiye ilişkindir. Bu kişinin zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu kastla hareket ettiği kabul edilir. Karine, devirden en az üç ay önce alacaklıya yazılı bildirim yapıldığının veya kanunda belirtilen ilanın verildiğinin ispatıyla çürütülebilir.
Tasarrufun İptali Davası Kime Karşı Açılır?
İİK m. 282 gereği dava, borçluya, borçlu ile hukuki işlem yapan veya borçlu tarafından kendisine ödeme yapılan kişilere ve bunların mirasçılarına karşı açılır. Kötü niyetli üçüncü kişiler aleyhine de dava açılabilir. Kanun, iptal davasının iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Uygulamada borçlu ile malı devralan kişi birlikte davalı gösterilir.
Tasarrufun İptali Davasında Süre
İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle düşer (İİK m. 284). Süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re’sen dikkate alınır. Yargıtay, tasarrufun 1999 yılında yapıldığı ve davanın beş yıllık süre geçirilerek 2013 yılında açıldığı bir olayda, davanın süre yönünden reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/4737, K. 2019/11843, T. 11.12.2019). Sürenin başlangıç noktası takip tarihi değil, tasarrufun yapıldığı tarihtir.
Tasarrufun İptali Davasının Sonuçları
Alacaklının Elde Ettiği Yetki
Dava kabul edilirse alacaklı, dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisini elde eder. Konu taşınmazsa tapu kaydının düzeltilmesine gerek kalmadan taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK m. 283/1).
Alacakla Sınırlı İptal ve Bedele Dönüşme
İptal, davacının takip konusu alacağı ve ferileriyle sınırlı olarak hükme bağlanır. Yargıtay, davanın bedele dönüşmesi halinde de tahsilatın alacak ve ferileriyle sınırlı yapılması, taşınmazın tüm değerinin davalıdan tahsiline karar verilmemesi gerektiğini ifade etmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14532, K. 2023/1778, T. 14.02.2023). Üçüncü kişi malı yargılama sırasında veya öncesinde başkasına devretmişse alacaklı, malın bedelinin tahsilini isteyebilir ve davalının sorumluluğu iptali sağlanan işlemin bedeli ile sınırlıdır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9821, K. 2025/1708, T. 04.02.2025).
İyi Niyetli Bağışlanan, Ödeme ve İhtiyati Haciz
Kendisine bağış yapılan kişi iyi niyetliyse yalnızca dava zamanında elinde bulunan miktarı iade etmekle yükümlüdür (İİK m. 283/6). Davalılardan biri davacının alacağını öderse dava reddedilir (İİK m. 281/3). Hakim, iptale tabi tasarrufa konu mallar hakkında, alacaklının talebi üzerine teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verebilir (İİK m. 281/2). Bu tedbir, dava sürerken malın yeniden devredilmesini önlemek bakımından önem taşır. İptal davaları basit yargılama usulüne tabidir (İİK m. 281/1) ve taşınmazın ya da aracın tasarruf tarihindeki gerçek değeri genellikle bilirkişi marifetiyle belirlenir.
Muvazaa Davası ile Farkı
Borçlu ile üçüncü kişi arasındaki devir gerçek bir irade ile yapılmamış, göstermelik ise alacaklı Türk Borçlar Kanunu m. 19 uyarınca muvazaa iddiasıyla da dava açabilir. Yargıtay, muvazaaya dayanan davada alacaklının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi alması gerekmediğini, İİK m. 277 vd. uyarınca iptal davası açma hakkının genel hükümlere dayanan muvazaa davasına engel olmadığını belirtmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1890, K. 2021/7420, T. 25.10.2021). Muvazaanın ispatı ise ayrı güçlükler taşır. Hangi yolun izleneceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Kamu Alacaklarında Tasarrufun İptali
Vergi gibi kamu alacaklarında 6183 sayılı Kanun benzer bir iptal davası öngörmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu davada da beş yıllık hak düşürücü sürenin geçerli olduğunu, ancak aciz belgesine gerek bulunmadığını, borçlunun borcunu ödeyememe durumunun gerçekleşmesinin yeterli olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/5445, K. 2026/1405, T. 26.02.2026).
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlu malını eşine devrederse iptal edilebilir mi?
Eş, kanunda sayılan yakınlar arasındadır. Devir karşılıksızsa veya gerçek değere uygun bir karşılık ispatlanamıyorsa işlem bağışlama sayılır ve m. 278’deki süre içindeyse iptal edilebilir. Zarar verme kastı yönünden de eşin borçlunun mali durumunu bildiği karine olarak kabul edilir.
Aciz belgesi olmadan tasarrufun iptali davası açılabilir mi?
Kural olarak açılamaz, aciz belgesi dava şartıdır. Muvazaaya dayanan dava ile kamu alacaklarına ilişkin iptal davasında bu belge aranmamaktadır.
Tasarrufun iptali davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
Tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür.
Mal üçüncü kişi tarafından başkasına satılmışsa ne olur?
Dava bedele dönüşebilir. Bu halde üçüncü kişi, alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere malın bedelini ödemekle sorumlu tutulur.
Devralan kişi iyi niyetliyse dava sonuçsuz mu kalır?
Kanun iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının korunacağını düzenlemiştir. Ancak bağışlama niteliğindeki işlemlerde iyi niyetli olsa dahi devralan, dava zamanında elinde bulunan miktarı iade etmekle yükümlüdür. Yakın akraba gibi karine kapsamındaki kişiler bakımından iyi niyet iddiasının ispat yükü kendilerine geçer.
Sonuç
Tasarrufun iptali davasında sonuç, çoğunlukla doğru iptal sebebinin seçilmesine, aciz belgesinin zamanında temin edilmesine, beş yıllık sürenin kaçırılmamasına ve ispat yükünün doğru kurgulanmasına bağlıdır. Hem alacaklı hem de kendisine devir yapılan kişi bakımından olayın somut koşullarının bir avukat tarafından değerlendirilmesi, hak kaybının önüne geçecektir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.